|
|
June 26 BİGÜN TALEBE ELİNDE YEMEK TEPSİSİYLE YEMEK HANEYE İNER.TALEBELERİN BULUNDUĞU MASALARIN HEPSİ DOLUDUR.MECBUREN HOCALARIN BULUNDUĞU Bİ MASAYA GEÇİP YEMEĞİNİ YERKEN, YANINDAKİ AGRESİF HOCA ŞÖYLE DER" UTANMUYORMUSUN BURDA BİZİMLE YEMEK YEMEĞE.HİÇ EŞŞEKLERLE ,KUŞLAR AYNI YERDE YEMEK YERLERMİ?"TALEBE GAYET SAKİN Bİ TAVIRLA"AFEDERSİNİZ HOCAM BEN HEMEN UÇAYIM"DER.ARDAN Bİ KAÇ GÜN GEÇER HOCA BU TALEBEYE UYUZ OLUR ONUN AÇIĞINI YAKLAMAK İSTER DERS ESNASINDA SORAR . "SANA BİŞİ SORUCAM AKLINA İLK GELENİ SÖYLE .YOLDA Bİ ÇUVAL DOLUSU PARA,VE HEMEN YANINDA AKIL DOLU Bİ İKSİR KÜPÜ BULSAN İLK HANGİSİNİ SEÇERSİN ?TALEBE"PARAYI SEÇERİM DER"HOCA KENDİNDEN EMİN Bİ ŞEKİLDE"İŞTE SEN BUKADARSIN.BEN AKLI ALIRDIM.İNSAN AKLIYLA PARAYA ULAŞIR"TALEBE YİNE GAYET SAKİN Bİ ŞEKİLDE"OLABİLİR HOCAM HERKES KENDİNE LAZIM OLANI ALIR"DER. HOCA ÇILDIRMAK ÜZEREDİR.YİNE BİGÜN YAZILI OLUNUYOR.TALEBE TÜM SORULARI EKSİKSİZ CEVAPLAYIP KAGIDI HOCASINA VERİR.HOCA KAGIDA BAKAR BAŞTAN OKUR ,SONDAN OKUR,TER CEVİRİP OKUR HİÇ HATA BULAMAZ VE SİNİRİNDEN KAGIDA KOCAMAN YAZIYLA ÖKÜZ YAZAR TALEBEYE VERİR.TALEBE KAGIDA BAKAR VE HOCAYA SESLENİRHOCAM İMZANIZI ATMIŞSINIZ AMA NOTUMU VERMEMİŞSİNİZ "DER .......HAYALETKIZ KDVJune 24
AŞK YAKIŞANI ARAR
Yürek ister,ruh ister adam gibi sevmeler...
Aşk yakışanı arar,öldüğünü delicesine hemde...
Bakmaz neymiş ,nasılmış onlar lafta,hikayeler...
Düşünce anlarsın dostum,o amasız derde...
Hani gökyüzü hesapta mavi ya...
Nasıl da gün ortasında kapkara olur...?
Tabiat,mabiat işlemez aşka...
Nefessiz bırakır,alnının ortasından vurur...
Dar gelir koca dedikleri dünya dar...
O yoksa,sende bitmişsin demektir...
Böylesi aşklar yaşanıyor,benim içimde var..
O yüzden AŞK saygı duyulası kafa yorulası emektir..
 
 Seni Seviyorum. Sen hangi denizin dalgasında boğulup,Sığındın yüreğimin rıhtımınaDalgalarında hüzünün çaresizliğini biriktirmişsin,Sevgiyle hüznün üzerini örtersin yüzüne her baktığımda. Sen hangi gökyüzündeki en mavi bulutsun?Sevginle yıldızları daha da parlaklaştırırsın.İyimserliğini hangi yağmurla birlikte gökkuşağına sunarsın?Sevgiden yoksun gönüllere ay gibi doğarsın. Sen neden hep güneş ışıklarının parlaklığını gözlerinde taşırsın?En sıcak günde yüreğindeki hüzünle üşürsün.Sen yüreğime düşen yağmur damlalarının arasında kaybolan şiirsin.Okundukça hatırlanan, hatırlandıkça daha da sevilensin. Sen hangi kitabın sayfalarındaki romantik kahramansın?Yazıldıkça okunmak istenen, okundukça hatıralara yayılansın.Dalından koparılıp, fırtınayla sürüklenen bir yapraksın.Sen en güzel şiirlerin suskun yürekli şairisin.
Seni Seviyorum.
Üzerime devirip dağ gibi hüzünleri Böyle çekip gitmek var mıydı ? Var mıydı böyle bitirmek ? Hani söz vermiştik birbirimize ? Kaç zaman geçti aradan Sen yoksun !
Sana sığındığım geceler Alevleri gökyüzünde Bir kumsal ateşiydi günahları yaktığımız . Ve kan rengi şarapla yıkanmış Bir hasret şimdi göğsümüze taktığımız . Bilirim dönmeyeceksin artık ! Uzun zaman oldu Belki çoktan unuttun . Adın kaldı soğuk duvarlarında odamın Sigara paketlerinde şiirlerin Resimlerin bana gülen , Cüzdanımda saç telin . Bir veda o geceden aklımda kalan Kekremsi bir tat Bir med cezir yüreğimde Ben vurgun yemiş bir yaralı Gemiler bana taşır bütün aşk yorgunlarını Sen yoksun ...
Hayatımın ilkbaharında tanısaydım seni Yasak umutlara ve acılara inat Buruk bir şarap tadında olsaydı sevdamız Yıllandıkça güzelleşen Ve sen şiirler okusaydın geceleri Saçlarımı okşarken . Ellerimi tutsaydın ansızın Yüreğim eriseydi gözlerinde Yansaydım ateşinden . Sen ağlasaydın mutluluktan Ben ölseydim Yalnızca beni sevdiğini bilseydim . Seviyorum deseydin Bi kere söyleseydin Yanmazdım
Yanmazdım böyle çekip gitmeseydin ... Bir veda o geceden aklımda kalan Bir günah, belki yasak Yanımda olsan şimdi, hiç konuşmasak Ağlasak bin kere pişman olsak Sonra yine bozsak yeminleri Sarılsak sımsıkı Öylece kalsak ... Gittin ...
Kimbilir kaç deli sevda sığdırdın yüreğine Işığa üşüşen pervaneler gibi sardılar seni Körkütük aşkların ortasına düştün Yalanların pençesine . Belki birgün, bir gece Dar bir vakitte belki Hiç beklemezken seni gelirsin diye Ben hâlâ burdayım Sen yoksun ! Lanet olsun ...
·
·    ÇOK SEVMEYECEKSİN           
|
|
sevmeyeceksin kardeşim bu dünyada hep az seven olacaksın hep kaçan olacaksın ki kovalayanın olsun. Sevmeyeceksin yürekten dilde olacak sevgin sadece. Yalanlar söyleyeceksin aldatacaksın üzeceksin belki o zaman sevilirsin. Kolunda başkası aklında başkası olacak kimseyi ömrünle bir tutmayacaksın bu hayatta bencil olacaksın. Kimseyi mutlu etmek için çırpınmayacaksın. Ağlamayacaksın geceler boyunca kimse için. Ölümü göze almayacaksın. Her şeyi yapmayacaksın kimseyi umursamayacaksın senin için ağlayan gözleri. Düşene eL uzatmayacaksın yanlış yapanın yanlışını örtmeyeceksin. Üzülmemek için üzeceksin belki o zaman değer görürsün. Kimseye hak ettiğinden fazla değer vermeyeceksin önemliymiş gibi davranmayacaksın. Hiçe sayacaksın sevgiyi aşkı vefayı belki o zaman değerli bir insan olursun belki o zaman sevilirsin deli gibi… Kimseyi kendinden fazla sevmeyeceksin kardeşim seversen böyle olursun işte eninde sonunda sende isyan edersin bir vefasız yüzünden sevmelere aşka ve hayata. Sende küsersin bir vefasız yüzünden yüreğine… Bir değer bilmez yüzünden yakarsın yüreğini ateşlerde, Ağlarsın kuytu köşelerde. Efkârını gömmeye çalışırsın bira şişelerine ya da rakı kadehlerine mezen yalnızlık olur. Sen isyanlardayken böylesine yüreğin yangın yeri iken unutamazken onun gözlerini o yeni aşkları ile gününü gün eder bir yerlerde. Ne hatıralar güzel günlerinizi nede onun için yaptıklarını. Çok sevmişsin değer vermişsin ne fark eder o çoktan unutmuştur seni. O yüzden sevildiğini bilmeden ölümüne sevmeyeceksin….....HAYALETKIZ KDV |
HAYALETKIZ KDV
June 20 DOĞRU SÖYLERİM HALK RAZI DEĞİL,YALNIŞ SÖYLERİM HAK RAZI DEĞİL.BİLMEMKİ BEN NE EDEYİM ŞU YALANCI DÜNYADA.HAYALETKIZ KDV
KULAĞINIZA KÜPE OLSUN ! 
İtil, atıl ama SATILMA! 
 Doğrul, devril ama EĞİLME! 
 Seslen, uslan ama YASLANMA! 
 Yaklaş, konuş, tanış ama UZAKLAŞMA! 
 Zulmü devir, nefsi devir ama ÇAM DEVİRME! 
 Ev al, araba al, abdest al ama BEDDUA ALMA! 
 Rakibini geç, sınıfını geç ama GÜLÜP GEÇME! 
 Okumaktan zarar gelmez ama LANET OKUMA! 
 Elini aç, gözünü aç, kapını aç ama AĞZINI AÇMA!
 Davet et, hayret et, affet, tevbe et ama İHANET ETME! 
 Fidan büyüt, garib doyur, çocuk besle ama KİN BESLEME! 
 Hedefe koş, cihada koş, yardıma koş ama ORTAK KOŞMA! 
 Satıcı ol, alıcı oy, kalıcı ol, bulucu ol ama BÖLÜCÜ OLMA! 
 Eşini beğen, işini beğen, aşını beğen ama KENDİNİ BEĞENME! 
 Emek ver, kulak ver, bilgi ver ama hiç bir zaman BOŞ VERME! 
 Günlerini say, servetini say, büyüklerini say ama YERİNDE SAYMA! 
 Paranı ver, gönlünü ver, selam ver, canını ver ama SIRRINI VERME! |
June 18
dolmuş diyalogları :)
Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: - Şoför bey mübarek bi yerde inebilir miyim? - Şu ilerdeki caminin önünde bırakayım teyze seni... .................................................. ......................................
.................................................. ...................................... Oğlum bu Eminönü'nden geçer mi? - Yok teyze biz Taksim'e çıkıyoruz. - Hah tamam oğlum siz gidin ben gelmeyeceğim. .................................................. .....................................
Yolcu: - Abi Heykel'e çıkıyo mu? Şoför: -Yok abi, yanından geçiyo. .................................................. ......................................
Arkadaki aksi teyze öndeki uzun saçlı delikanlıya seslenir: - Kızım şurdan bir kişi uzatır mısın? - Ben kız değilim! - Amaaaan ne bileyim kız mısın dul musun, uzat işte. .................................................. ......................................
Eve gitmek üzere Bakırköy dolmuşu bekliyordum. Sigaramın kalmadığı aklıma gelince önünde durduğum Tekel bayiine girecekken minibüs geldi. Apar topar bindim. Şoföre parayı uzatıp, - Bir Monte Carlo' dedim! Adam birkaç saniye yüzüme bakıp: - Abi bu Bakırköy'e gider' diye cevap verdi! İşte o an benim ve şoförün bittiği andı. .................................................. ......................................
- Mükemmel bir yerde inebilir miyim? Yolcunun kafası karışık sanırım, kendisi de dolmuşdakilerle birlikte güler söylediğine şoför kadını indirirken: - Buyrun size layık değil ama! .................................................. ...................................... Yolcu müsait bi yerde inmek ister ama dili sürçer: - Müsait bi yerde iner misiniz? Şoför: - Niye sen mi kullancan??? .................................................. ......................................
Rumeli-Hisarüstü otobüsüyle Taksim'e doğru gidiyoruz. Adamın biri Beşiktaş dolaylarında gayet aceleci bir tavırla: - Kaptan orta kapıyı rica edebilir miyim? Bizim şoför olaya hakim: - Tabi abi ayıp ettin. Al götür senden kıymetli mi... .................................................. ......................................
İstanbul'dayiz... Dolmuşa bindik, dolmuş doldu,tam kalkıcak, elemanın biri açtı kapıyı. İçerde tıkış tıkış oturmuşuz, önde 3 kişi arkada 4 ... Eleman hala bir umut sordu: - Kaptan, yer var mı? Şoför de arkasını dönüp cevap verdi: - Bilmiyorum, üst kata bi bak bakalım... .................................................. ......................................
güldüren şikayetler :)
Devlet Hastanesi'nce çıkarılan dergide, doktorlara çeşitli şikayetlerini anlatan hastaların şiveli ve ilginç sözlerle dile getirdikleri şikayetler şöyle yer aldı..
>Tansiyonum yukarı gelmeyi
>Başım yani >Bende süpertansiyon var >Bizim çocuk ortalık derdine tutulmuş (Grip) >Yarım yarım öksürüyem >Bende Habitat B var mı? (Hepatit B)
>Kanımda bi değişiklik hissediyom >Ara sıra kalbim çarpıştırıyor
>Karnım gırıl gırıl >Kafamda bi çırlama var >Benim bağırsaklarım zehirli gaz yapıyo >Boğazlarım gıdık gıdık gıdıklanıyi >Tüm tüy diplerim ağrıyo >Nefesimi aşağıdan alıp yukarı veremiyom >Bugün bağırsaklarım sürekli kıvırıyo >Doktor bey 3 günde zor durdurdular benim tansiyonumu >Damarlarımın içi yanıyor >Yaş 73 öbür taraftan çağırıler, ama gene de canım gitmek istemiyi bu yazıyı yayımlarken benimde aklıma bi anım geldi sizlerle paylaşmak istedim.geçen seneydi annemle doktora gittik.doktor bizden kan tahlili istedi.hemen kan aldırma odasına gittik.hemşire hanım annemin koluna şırıngayı batırıp kan çekiyodu,o andada hemen yanımızda sırasını beklemekte olan etiler taksim giyimli sosyetik bi bayan yüzünün alt yapısını şekilden şekile sokup " ıııııyyyy inanamıyorum kan çıkıyo"dedi...sanki bu durum tuhafına gitmişte.bende o anda dönüp bayana"afedersiniz hanfendi sizin damarlarınızda petrolmü çıkıyoda biz bilmiyoruz"dedim. o anda hemşire hanım fay hattı gibi koptu,gülmekten göbeği düşecekti.tabi diğer bayanda baya bi bozuldu,halen merak ediyom kaskosu varmıydı acaba diye....HAYALETKIZ KDV
GÜLDÜREN ANONSLAR
bu anons sanli urfa'nin bir ilcesinde ilce merkezine dikilen fidanlarin ertesi gün kirilmasindan dolayi belediye hoparlöründen yapilmisitir. „dikkat dikkat! belediyemizin diktigi agac fidanlarini kiran heyvansa zaten heyvandir. cocuksa heyvan cocugidir. eger büyükse hevyan ogli heyvandir." kabata$-yalova iskelesi - sayin yolcular, lütfen tek sira halinde ilerleyelim..... alooo....kime diyorum!!
eminonu - beyazıt istikametindeki tramvay anonsu : - sayın yolcular lutfen kapılara yaslanmayınız!!!bir kac dakika sonra: - arkadasım yaslanmayın diyoruz kapilara ne var o kapilarda anlamadim ki? -??
bir okulda ö ğretmenin çocu ğunu okulda kaybetmesi üzerine hizmetlinin yapmı ş oldu ğu anos: -peliin! ecele buraya gel. anan beklii.
istanbul ataturk havalimani girisi (1999-2000 hangisi emin degilim) polis otosu: lan yavuuuuzz!!... ulan yavuuuuzzz!!(megafonun acik oldugunu farkeder)................ee yavuz bey....
cılgınca karlı bi istanbul, yerler buz tutmus. 74 model hayli eski bir vosvosun içinde nerdeyse camlar bile acık yolu görmeye çalışıyoruz. polis otosu anonsla durumu götürmeye calısıyoo ve birdenn: "vos vos .. vos vos.. sen neyine güvendin de çıktın?"
bagdat caddesinde bir polis arabasi; - fege sifiryirmidokuz... fege sifiryirmidokuz... parkedilir mi oraya beyfendi... ordan gecen bir baska polis arabasi; - beyfendi diyişini yerim senin nuri  
dindar bilgisayar
Amerika'da katolik kilisesinin yöneticileri, "Madem ki devir bilgisayar devri, o zaman çoook güçlü bi bilgisayar yaptırıp elimizde dinlerle ilgili ne kadar bilgi varsa yükleyelim, sonra da soralım bakalım, 'En iyi din hangisi?" Amerikalılar bu deney sonunda bilgisayarın kesinlikle hıristiyanlığı seçeceğinden eminmişler. Dertleri de, sonucu Dünya'ya açıklayıp hava atmakmış. IBM firmasına accayip güçlü bi bilgisayar ısmarlanmış ve bütün kutsal kitaplar, peygamberlerin hayatı, işte ne bileyim, dine dair ellerinde ne varsa yüklemişler hard diske. Sonra da "En iyi din hangisi?" diye yazıp "start" düğmesine basmışlar.
O dev bilgisayar tuhaf sesler çıkarıp haldır huldur günlerce çalışmış. Çalışmış, çalışmış, çalışmış... Sonunda da hoparlöründen tok bi ses gelmiş: " Eşhedu en Laaaaa ilahe illallahhh......: )))
"ARKADAŞ" KELİMESİNİN ANLAMI
Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya taşa vererek ok atarlarmış.
Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir taş veya kaya olurmuş. Yıllar sonra sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAŞ dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz, bizi arkadan vurmayacak olan, samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isimdir.
Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar. Aşk, kendinden emin bir şekilde sorar;
-Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki bu dünyada? Arkadaşlık cevap verir:
- Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek için...
Hiç bir zaman arkadaşsız kalmaman dileğiyle...
SEVGİYLE KALIN, ARKADAŞSIZ KALMAYIN....
Alıntı
Rabbim Dünyada Utandim Ahirette Utandirma...(alıntı)
|
 
Utanıyorum... Ondört asır önce çekilen eziyetleri hatırlayıp, çekilenleri bilince.. ..Saçma sapan sebepleri sorunmuş gibi büyüttüğüme.. O dostlarının çektikleri onca çileye ve yılmadıklarını düşününce.. Utanıyorum yıldığım o günlere.. Sebepsiz üzüldüğüm “çare”li çaresizliklerime.. İmkansız sandığım her bir şeyi önüme sunulmuş görünce.. Utanıyorum, kimsem yokmuş gibi yakındığım günlere.. Annem babam olduğu halde hemde.. Oysa Sultanlar Sultanının (s.a.v.) ne annesi oldu ne babası.. Bunun için eziğim ki öyle.. İmkanım ve zamanım olduğu halde değerlendiremediğim günlere.. Cahiliye dönemini yaşamışız diye.. Utanıyorum, uykumu ibâdetime tercih ettiğim gecelere.. Rabbe en yakın vakit gecedir, bunu bile bile hemde.. Duanın red olunmadığı, o eşsiz gece vakitlerinde, Alnımı seccademde yeterince tutamadım diye.. Elimi dua için açamadığım gün ve gecelere.. Utanıyorum, Rabbimin ve Resûlünün (s.a.v.) adını yeterince anamadım diye.. Yemek yerken, aç kalanları hatırlıyamadığım günlere.. Bir kaç hurma ile doyan Resûl-i Ekrem’i ve Ashabını bilince.. Sıkıntıyı dert ettiğim “sıkıntısız” hâlime.. ”Sıkıntı nedir, bilmedik ki..” gerçeğini bilince hemde.. Şükretmeyi unuttuğum anlara, acziyetime.. Her şeye utanıyorum işte.. Kusursuz ni’metlerle yaşadığımız için şükredeceğimize, Ni’metleri görmeyen körlerden oldum diye.. Utanıyorum, her yeni bir kıyafet aldığımda, Senelerce aynı kıyafetiyle dolaşanları göremedim diye.. Utanıyorum aynaya her bakışımda.. Kusursuz yaratıldığımızı farkedemiyoruz diye.. Utanıyorum, bilmediklerimi şimdi bilmeye, Görmediklerimi şimdi görmeye.. Çok utanıyorum RABBİM.! Senden bir şey istemeye.. Derim hep, “istemek” benden, vermek “isteme hissini verenden” diye.. Şimdiye kadarki hiçbir isteğimi bu kadar eziklikle istemedim.. Rabbim, dünyada utandım, Ahirette utandırma.. Huzurunda utandırma... Yine de utanıyorum isterken.. ”Ben lâyık mıyım diye.. İlâhi, Sen içleri en iyi bilensin.. Affet, merhamet et.. Azabından koru..Amin...
http://mihribankoluk.spaces.live.com |
Alıntı
Ilahi iletisim..
Dedim: Çok yalnızım. Dedin: ... فَإِنِّي قَرِيبٌ Ben ki sana çok yakınım. Bakara-186
Dedim: Evet biliyorum sen bana yakınsın ama ben senden uzağım, keşke ben de sana yakın olabilseydim. Dedin: وَاذْكُر رَّبَّكَ فِي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخِيفَةً وَ دُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ وَالآصَالِ Rabbini sabah akşam, yüksek olmayan bir sesle, kendi kendine, ürpertiyle, yalvara yalvara ve için için zikret. Araf-205
Dedim: Buda senin yardımını ister Dedin: أَلَا تُحِبُّونَ أَن يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ Allah'ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Nur-22
Dedim: Tabii ki, beni affetmeni çok isterim. Dedin: وَاسْتَغْفِرُواْ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُواْ إِلَيْهِ (Öyleyse)Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin. Gerçekten benim rabbim, esirgeyendir, sevendir. Hud-90
Dedim: Çok günahkârım, bu kadar günahla ben ne yaparım? Dedin:أَلَمْ يَعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ هُوَ يَقْبَلُ التَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِ Allah'ın, kullarının tövbesini kabul edeceğini.. ve Allah'ın tövbeyi çok kabul eden ve pek esirgeyen olduğunu hâlâ bilmezler mi? Tevbe-104.
Dedim: Defalarca tövbe edip tövbemi bozdum, artık yüzüm kalmadı. Dedin: اللَّهِ الْعَزِيزِ الْعَلِيمِ (2) غَافِرِ الذَّنبِ وَقَابِلِ التَّوْبِِ Allah aziz ve bilendir, o günahları bağışlayan ve kullarının tövbesini kabul edendir. Ğafir-2/3.
Dedim: Bunca günahım var,hangisinin tövbesini yapayım?! Dedin: إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعًا Allah bütün günahları bağışlayandır. Zümer-53.
Dedim: Yani yine gelsem yine beni bağışlar mısın? Dedin: وَ مَن يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ اللّهُ Allah'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur. Ali İmran-135.
Dedim: Ne kadar güzelsin Allah'ım! Bilmiyorum bu sözlerin karşısında niçin böylesine içim içime sığmıyor ve erimeye başlıyorum, seni çok seviyorum. Dedin: إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ التَّوَّابِينَ وَ يُحِبُّ الْمُتَطَهِّرِينَ Şüphesiz ki Allah tövbe edenleri ve temizlenenleri sever. Birden 'İlahım ve Rabbim benim senden başka kimim var' dedim. Sen de أَلَيْسَ اللَّهُ بِكَافٍ عَبْدَهُ 'Allah kuluna yetmez mi?' (Zümer-36) dedin.
Dedim: Sen ki beni bu kadar çok seviyorsun ve bana karşı bu kadar iyisin ben ne yapabilirim? Dedin: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اذْكُرُوا اللَّهَ ذِكْرًا كَثِيرًا (41) وَسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا (42) هُوَ الَّذِي يُصَلِّي عَلَيْكُمْ وَمَلَائِكَتُهُ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَكَانَ بِالْمُؤْمِنِينَ رَحِيمًا Ey inananlar! Allah'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmetini gönderen Odur. Melekleri de size istiğfar eder. Allah, müminlere karşı çok merhametlidir. Ahzap-41/43.
Kendi kendime dedim: Allah'ım seni çok seviyorum.
Alıntı
BaHaRla Yeniden Diriliş

Birinci cemre havaya!
İkinci cemre suya!
Üçüncü cemre toprağa!
İşte tabiat yeniden uyanıyor...
İlk cemre ile hava ısınmaya başlıyor.
Ilgıt ılgıt esen rüzgar yüzünü okşarken, bir şeylerin değişmekte olduğunu hissediyor insan.
Aylardır değdiği yeri ısıran, örseleyen o rüzgar gitmiş, yerine ılık, saçlarda gezinen anne eli gibi bir rüzgar gelmiş. İnsanın tenini değil, ruhunu da okşuyor.
Aylardır erimeyen buzlar erimekte, kıyıda köşede, duvar diplerinde çöreklenmiş kar yığınları suya dönüşmekte...
Bu değişmeler boş değil. Bir şeylere işaret. Öyle olmalı, çünkü bunlar ciddi değişmeler.
Evet, mevsim değişiyor. Kışın o katı, o sert havası, yerini ilkbaharın yumuşacık, ılık havasına bırakıyor. Cenab-ı Mevlâmız'ın bir hikmeti daha tecelli ediyor...
İkinci cemre ile sular ısınmaya başlıyor.
Sular önemli.
Su demek hayat demek.
Su demek canlılık demek.
“Biz canlı olan her şeyi sudan yarattık.” (Nur, 45)
Yeryüzünün dörtte üçü sularla kaplı.
Sadece bu kadar mı? İnsan vücudunun da dörtte üçü sudan oluşuyor.
İnsan bu, onun yapısı kainatın yapısıyla orantılı. Çünkü o zübde-i kainat, kainatın özeti, küçük modeli.
Üçüncü cemre ile toprak ısınıyor. İnsanın aslı olan o toprak...
O günlerde takvim yaprağına baktığınızda, “ağaca su yürüdü” yazısı ile irkiliyorsunuz.
“Ağaca su yürüdü” ifadesi, ne güzel!..
Aylardır kuru, kupkuru kalan ağaçların bedenine, artık topraktan su yürüyor, can yürüyor.
Yeniden canlanıyorlar.
Hayata yeniden dönüyorlar...
Artık toprak nemleniyor, kabarıyor, çatlıyor.
Binbir çeşit bitki uç veriyor, hayata gülümseyerek merhaba diyor.
Yavaş yavaş, sükunetle, sabırla büyüyor, kalınlaşıyor. Çiçeğini, başağını, meyvesini sunmak üzere. Onun görevi o...
Her yer yemyeşildir şimdi. Arada gelin yüzlü papatyalar, nazlı menekşeler, baygın zambaklar. Bu bir bayram, bir coşku, bir ziyafet...
Sahi, o cansız, o kupkuru, o ölü tabiat nasıl canlandı birden? Ne oldu?
Her şey birden nasıl değişti?
Hava değişti.
Su değişti.
Toprak değişti.
Çocuklar, büyükler, canlar değişti.
Her şey o ilk cemre ile başlamıştı.
İlk cemreyi getiren o rüzgarlarla başlamıştı.
Hayat yeniden başlar gibi.
Yeniden diriliş gibi.
Sûr'a bir kez daha üfürülmüş gibi...
Böyle hissetmek, cemreyi içinde bir yerlerde kıpırdarken buluvermek beyhude değil:
“Ey insanlar! Yeniden dirilmekten şüphe ediyorsanız bir de şunu düşünün: Yeryüzünü (kışın) kupkuru, ölü bir halde görürsün. Fakat biz onun üzerine (bahar) yağmurunu indirdiğimizde, o kıpırdanır, kabarır, çeşit çeşit iç açıcı bitkiler çıkarır.” (Hac, 5)
Dirilişin ardı ölüm, ölümün ardı diriliş.
Cemreler dirilişi müjdeliyor.
Kalpler cemre bekliyor.
Suyun yürümesini, can bulmayı, çiçek açmayı, meyveye durmayı bekliyor.
Bu bahar kalbinize cemre düştü mü?
Cemreniz, dirilişiniz mübarek olsun...
Semerkand Dergisi Arif Sezer Nisan 2004

Muhabbetle vesselam...
www.nasihatler.net
Alıntı
ÜZÜNTÜ
|
Üzüntü zihnimizi kaplayan yıkıcı bir duygudur. İçimize bir defa yerleşti mi bütün zihnimiz artık onunla meşgul olur. Üzüntü alışkanlığından kurtulmak için atacağınız ilk adım, ben bu alışkanlıktan kurtulabilirim, bu alışkanlığı yenebilirim? diyebilme inancına sahip olmaktır.
Bir şeyi yapabileceğinize inanırsanız o şeyi gerçekten yapabilmenizi engelleyen şeyleri bir şekilde aşarsınız.
Uzmanlar üzüntüden kurtulmak için aşağıdaki yedi maddeyi kullanmanın yararlı olacağını belirtmekteler;
- Her güne Yaratanın sizinle beraber olduğuna ve size yardım edeceğine inanarak başlayın. - Kendi kendinize üzülmek çok kötü bir alışkanlıktır deyin. - Olumsuz saydığınız her şeyin olumlu yönlerini düşünün ve konuşmalarınızda bunları belirtin. - Olumsuz hiçbir konuşmaya katılmayın ve bütün konuşmalara olumlu bir hava vermeye çalışın. - Kendinize iyimserlik aşılayan kitaplar okuyun. Bunları defalarca okuyup bilinçaltına yerleştirin. Sonra bilinçaltınız bunları size geri gönderip karamsar ve üzüntülü olmaktan kurtaracaktır. - Umut dolu, ileriye ümitle bakan insanlarla dostluk kurun. Bu atmosfer sizi ümitli bir insan yapacak, karamsarlığa düşmenizi engelleyecektir. - Üzülme alışkanlığına yakalanmış insanlara yardım edin. Böylece, sizin üzülme alışkanlığınız da azalacak zamanla kaybolacaktır.
Üzülme Dünya ve ahiret huzuru için Peygamber Efendimizin amcası Abbasa öğrettiği duayı dilinden düşürme çünkü bu dua iki dünya saadeti için iyi bir fırsattır. "Allahümme innî es'elüke afve vel âfiyete fiddînî veddünyâ ve âhırete" Yarabbi senden dünya ve ahirette mağfiret ve afiyet istiyorum
Üzülme : Dünya, ne seçim, ne geçim dünyasıdır; dünya, bugün var yarın yok, imtihan dünyasıdır.
Üzülme : Hakk'ın rızâsına uygun düşen belâ, kulun sevgisini artırır
Üzülme : Altın, ateş ile; iyi kul da belâ ve musibet ile tecrübe edilir. (Hz. Ali r.a.)
Üzülme : İnsanlar, başlarına gelen belâ ve musibetleri ondan daha büyükleriyle kıyas etselerdi, şüphesiz belâların bazısını âfiyet kabul ederlerdi
Üzülme : İyi bir yemek günün mutluluğudur. İyi bir gezi haftanın, iyi bir evlilik ayların, mal-mülk senenin mutluluğudur. Sağlam bir imana sahip olmak ise dünya ahiret mutluluğu demektir.
Üzülme :Hastaneleri ziyaret etki Allah'ın sana verdiği sağlık afiyetin kıymetini bilesin. Hapishaneleri ziyaret et ki özgürlük nimetinin farkına varasın.
Üzülme : Mümin bir kul giden dünyalığın ardından üzülmez. Çünkü o kalıcı olan değildir.
Üzülme : Rahmanın sonsuz merhametini bir düşün. Ki O bir köpeğe su veren cimrilerin cimrisini, yüz kişiyi katletmiş olanı dahi affedebilendir. Yeter ki nasuh bir tövbe ile O'na dönülebilinsin.
Üzülme: Hayrın nerede olduğu bilinmez. Hayır çoğu kez sevinilen şeyin ardından değil üzünülen şeyin ardından gelir.
Üzülme, mutluluk ağacının yaşaması için ihtiyacı olan su, hava, gıda, ışık Allah'a ve ahiret gününe imandır.
Üzülme: "Mükâfatın büyüklüğü belanın büyüğü ile beraberdir. Allah bir kavmi severse onları (bir derde) uğratır. Kim kadere razı olursa, ona Allah'ın rızasına erişmek vardır. Kim öfkelenirse ona Allah'ın gazabı vardır." (Tirmizî)
Üzülme Eğer Allah'tan bir şey isterseniz ve O size başka bir şey verirse O'na güvenin. O'nun her zaman size ihtiyaç duyduğunuz şeyi uygun zamanda vereceğine emin olabilirsiniz. İstekleriniz her zaman ihtiyacınız olan şeyler değildir. Allah dileklerinizi her zaman yerine getirir, o yüzden kuşkulanmadan veya şikayet etmeden O'na inanmaya devam edin. Allah seçimi O'na bırakanlara en iyisini verir.
Üzülme Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir. (Hadis-i Şerif) __________________________
Nasihatler.net ten alintidir.
can kıRıkları |
|
|
|
|